Fransız sinemasının en önemli isimlerinden François Ozon’un 2003 yılında çektiği Swimming Pool (Havuz), benzersiz diliyle gerçeğin dahi önemini yitirdiği olgun bir anlatı kuruyor.

Yönetmenin çoğu filminde karşımıza çıkan kurgu, rüya ve gerçek zeminlerinin sürekli çakışmasıyla Swimming Pool oldukça katmanlı bir yapıya bürünüyor. Bu oyunbaz yapıda seyirciye biçilen keyifli yol bariz: Ozon’un havuz üzerinden sembolleştirdiği derin açıklığa serbest dalış yapmak.

Londra’da cinayet romanları yazarak hayatını sürdüren Sarah Morton (Charlotte Rampling), son zamanlarda yazdıklarından biraz utanmaya başlayan ve yeni arayışlar içinde bir yazardır. Biraz uzaklaşmak ve belki de yeni kitabı için ilham bulmak adına yayıncısı John’un Fransa’daki yazlık evine gitmeye karar verir. Evin bakıcısı Marcel’in yardımıyla çevre hakkında bilgi edinen Sarah, parıldayan güneş ile bir nebze rahatlamış görünür.

Romanda Var Olmak

Akıcı bir roman deneyimini anımsatan Havuz‘da yönetmenin yazar Emmanuèle Bernheim ile ortak çalışması filmin atmosferini güçlendiren etkenlerden biri.

Anlatının kurgu-gerçek katmanlarının arasında dolaşacağının emareleri belirgindir: Sık sık kitaplarla dolu kadrajlar kurar Ozon. Civarda ufak bir gezinti, huzurlu bir alışveriş yazarı kendine getirmiş gibidir. Sarah odadaki nesnelere göz atarak yazmaya başladığında hem yeni hikayesinin oraya dair olacağını hem de kitapların soyut zeminine ayak bastığımızı hissederiz. Sarah’nın evdeki ilk anlarında havuzun üstünün tamamen brandayla kapatılmış olması, karakterin tıkanık zihnini ustaca somutlaştırır. Nitekim Sarah’nın hikayesi şekillendikçe havuzun kademeli olarak mükemmel hale geldiğini görürüz. Sarah’nın brandayı kaldırmasının ardından klavyede gezinen parmaklarını görmemiz de bu bağlamda okunabilir.

François Ozon, seyirciyi yarattığı kaygan katmanların arasında bu keyifli dansa davet ederken birçok hamleden yararlanır. Tuhaf ve şaşırtıcı sahnelerin ardından kamerası, Sarah’nın yazıcısından çıkan kağıtlara, klavyesine yönelir. Bu durum kaçınılmaz olarak romanlarda da sık sık içine düştüğümüz “acaba ne kadarı gerçek” takıntısına hapseder bizi. Havuz‘u keyifli bir deneyime dönüştüren en önemli etken de zaten budur.

Çatışmayı Aramak

Sarah, telefonda yayıncısı John’a yeni bir hikayeye başladığının müjdesini verir. Gecenin bir yarısı eve dalan yabancının aslında ev sahibinin kızı Julie olduğunu öğrenince bütün huzuru bozulur. Julie; dağınık, etrafta çıplak gezinen, önüne gelenle yatan bir Fransız olarak yazarın tam zıttıdır. Brandanın yarısını açan Julie’yi havuzda çırılçıplak yüzerken izleriz. Julie’nin cesurca sergilenen bedeni, İngiliz titizliği ve Fransız uçarılığı arasında kurulan yüzeysel uçurum bazı şüpheleri körükler. Hipnotize edici bir kurguyla aktarılanlar Sarah’nın ucuz romanlarından birinin başlangıcı gibi gözükür.

Sarah, Julie ismini verdiği yeni dosyaya kelimeleri akıtır. Yaptıkları kötü başlangıca rağmen oldukça ilgisini çeken kızın odasında bulduğu günlük hikayesinin gelişmesine yardım eder. Günlük hamlesiyle anlatıyı iyice bulanık sulara çeken Ozon, yazı üzerinden kurulan gerilimi ustaca görsel dile döker. Julie’nin havuza düşen yansıması, iç içe geçen aynalarda yazmaya devam eden Sarah, iki karakterin benzer rüya sahneleriyle havuzun derinlerine inmeye başlarız.

Belirsizliğin Hazzı

Sarah daha önce nefret ettiğini söylemesine rağmen havuza -Julie’nin dünyasına- girmeye başlar. Julie çıktıkları akşam yemeğinde babasının onu ve annesini terk ettiğini itiraf eder. Sarah, Julie’nin annesi hakkında daha fazla şey bilmek istediğini belirtirken, “Birinin hayatının tümünü senden sır olarak saklaması, büyüleyici ve korkutucu” der genç kıza. Bu sözler, filmin belirsiz öğelerin peşinden koşarken yarattığı atmosferi harika vurgular. Julie, Sarah’a kitabının nasıl ilerlediğini sorduğunda ise Londra’da geçen tipik İngiliz hikayelerinden farklı bir yere gittiğini belirtir.

Yaratma gücünü güçlü çatışmalardan alan bir zihin kendini dinginliğe bırakabilir mi? Ozon’un, Sarah’nın ya da Julie’nin hikayesinde uzlaşan ve birbirlerinin dünyasını tanımaya başlayan karakterlerin arası yeni bir çatışmayla bozulur. Sarah’nın odasındaki kağıtları gören Julie, hikayesinin yazıldığını öğrenir. Civardaki bir restoranda garsonluk yapan Frank eve geldiğinde üçlü arasında tuhaf bir cinsel gerilim yükselir. Gecenin sonunda Julie’nin Frank’i öldürmesi anlatıyı tam olarak Sarah’nın sularına çeker… Ozon bu sahneleri görsel olarak kusursuz aktarır: Julie ve Frank odada dans ederken kamera yavaşça Sarah’nın kafasına yaklaşır… Sarah’nın havuza attığı taş ve akabinde kulaklarına taktığı tıkaçlar birazdan olacakların baş aktörü olduğunu haykırır.

Tatlı Bir Fırtına

Filmin sona yaklaştıkça algıyı sürekli bozan, yeni bulmacalar üreten yapısı seyirciyi keyifli bir fırtınanın ortasında bırakır. Julie, Sarah’a onun kitabı için Frank’i öldürdüğünü söyler… Havuzun kenarındaki kan damlaları ve kayıp giysilerden sonra bir cinayet romanı öğesi daha eklenir anlatıya: Marcel’in ürkütücü kızı. Türün klişelerini selamlayan sahnede Julie’nin annesinin öldüğünü öğreniriz.

Ozon’un yarattığı fırtınada yolu bulmak gitgide zorlaşır. Frank’in bahçeye gömülen cesedini bulmak üzere olan Marcel’in dikkati, Sarah’nın cinsel cazibesiyle dağıtılır. Kamera kesme ile Julie’nin yakın çekimine geçer. Bunların yazarın sarpa saran kitabının mı, yoksa Julie’nin kafasında kurduğu bir fantezinin mi bir parçası olduğu sorusu, filmin ilerlediği tekinsiz zemini somutlaştırır.

Swimming Pool: Cevabın İzini Sürmek

Julie yeni bir iş bulduğunu söyleyerek evden ayrıldığında Sarah’a bir mektup bırakır. Annesinin yayımlanmayan kitabını ona bıraktığını ve isterse kitabı için ondan faydalanabileceğini yazar. Böylece Sarah ustaca kurguladığı romanının sonunu getirmiş olur. Yayıncısı John’un asla bu tarzda soyut bir kitabı basmayacağını tahmin ederek kitabını farklı yayınevinden çıkarır. Swimming Pool isimli kitabı John’a hediye etmek için getirmiştir. John, memnuniyetsizliğini belirterek “sürpriz son nerede?” diye sorar yazara… Ozon’un cevabı, Sarah yayınevini terk ederken gelir: John’un kızı Julia yanından geçer ve babasıyla sarılır. Sarah ilham aldığı ve romanını çekici kılmak için oldukça değiştirdiği kahramanına gururla bakar.

Peki Swimming Pool romanının John’un kızının etrafında gelişmesi bir rastlantı mıdır? Bu soru da oldukça muğlak bir yere götürüyor bizi. Sarah’nın John’a olan ilgisi nedeniyle bu yola girdiğini düşünmek için yeterli sayıda belirti var. Julie’nin annesinin de yayınlanmayan – bir nevi John tarafından kabul görmeyen – bir kitabı olması, Sarah’nın babasıyla yaşayan yalnız bir kadın olarak aktarılması, Sarah’nın John’a yazlıkta kendisine katılmak için yaptığı teklife gelen olumsuz yanıtın ardından tepkisi… Cevabı bilmek tabii ki imkansız. Ama bu keyifli labirentin içinde tekrar tekrar dolaşıp yanıtı aramak Ozon sinemasını sevmek için devasa bir sebep.

Diğer sinema içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.