Sinemada Farklı Bakış: Yaşama Dair Dokunuşlar

Sinemada farklı bakış; yaşantılara dokunmak, deneyimlemek ve iç dünyamıza yolculuk etmek için etkili bir yol olarak kullanılabilir.

Sinema üzerine yönetmenlerin kendine özgü sinema dili, tekniği ve bir bakışı bulunmaktadır. Kimisi bir çocuğun gözünden, kimisi bir katilin, kimisi ise yaşamının son günlerindeki bir insanın gözünden bakar dünyamıza.. Sinemada farklı bakış ile sunulmak istenen binlerce farklı olay ya da verilmek istenen birçok mesaj olsa da tümünün ortak yanı ‘‘yaşama dair bir bakış’’ içeriyor olması ile açıklanabilir.

Bu yazımızda sinemada farklı bakış açısından yola çıkarak seçtiğimiz beş film ile yaşamın içinden beş farklı bakışa göz atmaya çalışacağız.

1- Elveda Falkenberg (2006)- Varoluşsal Bir Bakış

‘‘Yaşının ruhuna sahip olmayan, yaşının sıkıntılarını yaşar.’’ Voltaire

İsveçli yönetmen Jesper Ganslandt’ın 2006 yapımlı ilk filmi olan Elveda Falkenberg yirmili yaşlardaki beş çocukluk arkadaşın ilişkilerine ve bir yazlarına yoğunlaşıyor. İsveç’in Falkenberg kasabasında yaşayan beş arkadaşın yaşadığı; gelecek kaygısı, aile ilişkileri, huzur ve varoluşsal problemleri üzerine bizlere şiirsel bir anlatım sunuyor.

Erik Enocksson’un öne çıkan film müzikleri ve çekimde kullanılan el kamerası filmi sade bir anlatıma ve didaktik olmaktan kaçan bir havaya sokuyor. Doğa, kasaba ve beş arkadaş arasındaki üçgende gidip gelen kamera ve dış sesin kullanımı bizlere pastoral bir anlatım da sunuyor. Filmin sonuna doğru kimi zaman kendi ağzından da hikayeyi dinlediğimiz David, hissettiği duyguları ve yaşadığı olayları günlüğüne yazarak Falkenberg kasabasına ve arkadaşlarına ‘‘Hoşça kalın’’ diyor.

”Ailelerimiz…Onlar için de aynı böyle mi ? Onlar da yaşlanıyor. Kırışıklıklar başlıyor. Saçlar ağarıyor. Gözler torbalanıyor. Akan zamanla yaşadıklarımızın aynısını onlar da yaşadılar da…her şey aynı şekilde mi tekrarlanıyor ?”

2- Ulis’in Bakışı (1995) – Geçmişe Bir Bakış

Usta yönetmen Theodoros Angelopoulos’un yönettiği 1995 yapımlı Ulis’in Bakışı bizleri 2 saat 47 dakikalık bir Balkan yolculuğuna çıkarıyor. Film boyunca sürgündeki bir film yapımcısının, 1900’lü yılların başında Manakis kardeşler tarafından çekilen ve Balkanları en ince ayrıntısına kadar anlatan filmin var olduğu bilinmeyen üç bobinini arama macerasına tanık oluyoruz.

Mitolojik göndermeler içeren Ulis’in Bakışı, film boyunca yakın dönem Balkan tarihine de ışık tutuyor. Savaş, hüzün, yıkım gibi birçok hissi içinde bulunduran film uzun ve durgun sekanslar ile bizi geçmişe, Balkanların o dönemki bunalımının içine çekiyor. 1995 yılı Cannes’da Jüri Büyük Ödülü alan Ulisin Bakışı belli bir coğrafyaya, kendimize ve geçmişimize ustaca bir bakış atıyor.

3- Kırık Çember (2012) – Evliliğin Doğasına Bir Bakış

İki zıt karaktere sahip müzisyenin, Didier ve Elise’in aşkını, evlilik sürecini ve ebeveyn oluşunu Bluegrass müzik ile buluşturan Kırık Çember evliliğin doğasının derinliklerine inen anlatımıyla bizleri evlilik ve ebeveyn olmak konusunda çarpıcı gerçeklikle yüzleşmemizi sağlıyor.

Karakterlerin marjinalliği, klişeden arınmış diyaloglar, geriye dönük hikayesi ile tek düze bir anlatımdan kaçınılması ve Didier-Elise rollerinin derinden hissedilmesi Kırık Çember‘in klasik dram filmlerinden bu yönleri ile ayrılmaktadır. Kısacası, Felix van Groeningen bizleri evliliğin doğasına, acının ve hüznün en derinine blugrass müzik eşliğinde bir yolculuğa çıkarıyor.

4- Çarpışma (1996) – Cinsellik ve İnsan Bedenine Bir Bakış

Cinsellik, hırs, şiddet, deforme olmuş bedenler, insan ruhunun karanlık tarafı ve teknolojik gelişmeler… Tüm bu kavramlar sinemada farklı bakış açısından bir araya geldiğinde şüphesiz aklımıza ünlü yönetmen David Cronenberg gelmektedir. Cronenberg cinsel dürtüler ve teknolojik gelişmeler ile Çarpışma üzerinden modern insana bir ayna tutmaktadır.

Ballard, ciddi bir araba kazası geçirir. Kaza sonrası eşiyle birlikte tanıştığı Vaughan sayesinde sokaklarda araba kazası şovları düzenleyen ve araba kazalarından haz alan bir topluluk keşfeder. Araba kazalarının kendilerinde cinsel istek ve haz uyandırdığını fark eden çift, cinsellik heyecanı ile tehlikeli bir maceraya atılır.

Çarpışma, 1973 yılında bilim-kurgu romanları yazarı J.G. Ballard tarafından yazılmış, Kanadalı senarist ve yönetmen David Cronenberg tarafından 1996 yılında sinemaya uyarlanmıştır. Filmde modern insanın teknolojiyle birlikte kendini (hazlarını, isteklerini vb.) yeniden keşfetmesi, bu yeni keşiflerle birlikte modern insanın bedenine ve oluşan deformasyona bakış çarpıcı bir şekilde betimlenmektedir.

5- Öldürme Eylemi (2012) – Öldürme Eylemine Bir Bakış

1965 yılında Endonezya’da yaşanan askeri darbe sonrası, komünist olması sebebiyle 1 milyon kişi öldürülür. Devletten destek alarak katliamı gerçekleştiren paramiliter örgüt üyeleri, devletin desteği konusundaki rahatlığı ile komünist öldürme anılarını, gururla ve övünerek anlatmaktadır.

2012 yılında yönetmenliğini Joshua Oppenheimer’ın üstlendiği Öldürme Eylemi katliam karşısında halkın ve katillerin hiçbir şey olmamış gibi sergiledikleri davranışlarını tüyler ürpertici boyutta bizlere sunuyor. Öldürme konusunda keskin bir bakış sunan Öldürme Eylemi ünlü yönetmen Werner Herzog’un The Guardian gazetesine verdiği röportajda izlenmesi gereken beş belgeselin içinde yer almaktadır.

Werner Herzog’un röportajına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Sinema ile ilgili diğer yazılarımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir