Röntgencilik Temalı 5 Film

rontgencilik filmleri peeping tom 1960

Röntgencilik temalı 5 film seçkimizde 50’lerin başından milenyumun kıyısına uzanarak sinema tarihinde dikizlemenin hazzını sorunsallaştıran eserlere bakıyoruz.

Bakış, sinemanın her zaman en popüler tartışmalarından biri oldu. Karanlıkta gizlenen gözlerimizle dev bir ekranda başkalarının hayatına sızmak. Bakmanın hazzı üzerine şekillenmiş bu medyumun içinden doğal olarak kendine ayna tutan birçok film üretildi. Seyircinin bakışını ifşa ederek neye suç ortaklığı yaptığımızı gözümüze sokan filmlerdi bunlar.

Laura Mulvey‘in 1975 tarihli ünlü makalesi Görsel Haz ve Anlatı Sineması, insan bedenine bakmanın hazzını ve erkek bakışıyla şekillenen kadın imgesini ustaca ortaya koydu. Hollywood kalıplarının gitgide belirginleşmesi ve özgürlük hareketlerinin yükselmesiyle sinemada kadına ve her türlü azınlığa bakış tartışmaları alevlendi.

Listedeki çoğu film, kadını bakışın sınırlarına hapseden ve konforlu koltuğunda keyfine bakan beyaz adamın eleştirisi olarak görülebilir. Hitchcock’dan David Lynch’e uzanan seçkimizde yer almasa da, ilgilisine Michael Haneke’nin Funny Games‘ini (1997) de önermeden geçmeyelim.

Röntgencilik Temalı 5 Film

5 – Ex Machina (2014)

ex machina film

Yapay bir varlık, insan zekasına veya bilincine ulaşabilir mi? Yapay bir bilincin varlığını nasıl saptayabiliriz? Ex Machina‘da sürekli bu zor sorularla ilgileniyoruz.

Caleb, yalnızca Silikon Vadisi’nin değil dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinden biri için yazılım uzmanı olarak çalışıyor. Şirketin gizemli CEO’su Nathan, şirketten ve diğer insanlardan uzakta özel bir dağ evinde yaşıyor. Caleb, bir yarışmada Nathan’ın dağ evinde bir haftalık bir “ödül” kazanıyor. Ancak dahil olduğu deneyden habersiz. ‘Ava’ isimli bir robot kadının vücudunda dünyanın ilk gerçek yapay zekası onu bekliyor.

Ava, yaratıcısından başka kimseyi zekası ve bilinci olduğuna ikna edebilir mi? Aslında bu soru, yapay zeka fikrinden çok daha eski ve temel bir konu ile ilgili. Tartışma Platon ve Descartes’a kadar gidiyor. Kendi bilincimin farkındayım. Başkalarının benim gibi davrandığını ve konuştuğunu görüyorum ama başkalarının bilinçli olduğunu nasıl bileceğim?

Filmin yarattığı huzursuzluk ve gerilim; karakterler, mekanlar, atmosfer ve kurgudaki harmoninin ürünü. Karakterlerin sadakatsizliği, güvensizliği ve tekinsizliği seyirciyi tedirgin ediyor ve özdeşleşmeyi zorlaştırıyor. Film yapay zekanın olası tehlikelerini gözler önüne sererken bir yandan insanın yıkıcı doğasına vurgu yapıyor.

Ex Machina durağan atmosferi ve mükemmel oyuncuk performanslarıyla ilham verici bir bilim kurgu olarak şimdiden kült filmler arasına girdi.

4 – Blue Velvet (1986)

Blue Velvet david lynch

David Lynch, Fil Adam‘dan (1980) Kayıp Otoban (1997) ve Mulholland Çıkmazı‘na (2001) bakışı irdeleyen birçok film çekti. Hollywood kalıpları ve seyirci alışkanlıklarıyla alay eden ve klişeleri tersyüz eden bir anlatının peşinden gitti. Kariyerinin başında imza attığı Blue Velvet de bu başarılı filmlerden birisi.

Üniversite öğrencisi Jeffrey Beaumont (Kyle MacLachlan), terk edilmiş bir alanda kopmuş bir kulak keşfeder ve gizemi çözmek için dedektifin kızı Sandy Williams (Laura Dern) ile birlikte çalışmaya başlar. Güzel salon şarkıcısı Dorothy Vallens’in (Isabella Rossellini) davayla bağlantılı olabileceğine inanırlar ve yavaş yavaş Lynch’in karanlık ve çarpık dünyasına çekilirler.

Mavi Kadife; David Lynch’in Twin Peaks‘de paramparça edeceği o Amerikan rüyası kasabasına cesur bir ön bakış. Bu tekinsiz psikoseksüel yolculukta yüzeyin altında kıpırdaşan böcekleri, tanımlanamaz sapkınlığı deneyimliyoruz. Lynch teknik detaylar ve yarattığı kusursuz karakterlerde Hollywood’un steril dünyasını boşa çıkarırken keskin bir mizahı da elden bırakmıyor. Blue Velvet, zamanının ötesinde ve her izleyişte şok etkisi yaratan bir başyapıt.

3 – Body Double (1984)

body double 1984 brian de palma

“Gördüğün her şeye inanamazsın.”

Hollywood’un en başarılı yönetmenlerinden Brian De Palma; Dressed To Kill (1980), Blow Out (1981) ve Carlito’s Way (1993) gibi sayısız başyapıta imza attı. Ancak 1984’de çektiği Body Double, yönetmenin filmografisinde çok özel bir yerde duruyor.

Film, listenin ikinci sırasında yer alan Rear Window‘a açık bir saygı duruşu olsa da De Palma, Hitchcock-vari atmosferden güç alarak tamamen özgün ve heyecan verici bir yapı inşa etmeyi başarıyor.

Jake klostrofobisi nedeniyle zor günler geçiren bir aktördür. Sevgilisi onu terk edince artık yatacak yeri bile yoktur. Arkadaşı, akşam için dairesini kullanmasını teklif eder. Dairede, arkadaşının güzel komşusu Gloria’yı soyunurken gözetlemesini sağlayan büyük bir teleskop vardır. Gözetlediği pencerede vahşi bir cinayete tanıklık etmesiyle karanlık ve grotesk bir kapıdan içeri dalar.

Film sürprizlerle dolu akışında bakışı ve Hollywood eleştirisini ustaca ele alıyor. Cinselliği gerilimi, anlatının bir parçası haline getirerek çekiminden kurtulması güç bir girdap yaratıyor. Giallo türüne sık sık selam duran Body Double; saplantıların, cinayetin ve dikizlemenin boyutunda tarifsiz bir seyir zevki sunuyor.

2 – Rear Window (1954)

Rear Window alfred hitchcock

Rear Window, sinemada bakış deyince ilk akla film olsa gerek. Hitchcock’un ustalıkla tasarladığı detaylar film boyunca seyircinin kendisini imliyor.

Bacağı kırılmış bir gazete fotoğrafçısı L.B. Jeffries (James Stewart), penceresinden komşularını izleyerek iyileşmek için zaman geçirir. Cinayet olduğuna inandığı şeyi görür ve suçu kendisi çözmeye karar verir. Güzel bir model olan nişanlısı Lisa’nın (Grace Kelly) yardımıyla katili yakalamaya çalışır.

Karakterin gözetlediği tüm pencereler, sinema perdesini imler. Hitchcock yabancı hayatlara sızma ve gözetleme konusundaki hastalıklı dürtümüzü açığa çıkarır. Tıpkı sinema seyircisi gibi hareketsiz bir koltuğa mahkumdur karakter. Film izleme deneyiminin dikizlemeyle yakın bağı gitgide belirginleşir.

Ünlü film eleştirmeni Roger Ebert, Arka Pencere‘nin etkisini Kuleşov‘a kadar götürüyor. “Sinemanın ilk günlerinde, Rus yönetmen Kuleşov, bir adamın yüzünün aynı çekimlerini diğer çekimlerle yan yana koyduğu ünlü bir deney gerçekleştirir. Adamın yüzü yemekle montajlandığında, izleyiciler adamın aç göründüğünü söyledi. Çekimler ise tarafsızdı. Montaj onlara anlam verdi. Arka Pencere, aynı ilkenin uzun metrajlı bir gösterimi gibidir, burada Jeff’in zihninde bir araya getirilen çekimler cinayete dönüşür.”

1 – Peeping Tom (1960)

Röntgencilik Temalı 5 Film

Röntgencilik Temalı 5 Film seçkimizin zirvesinde Peeping Tom yer alıyor. Bu film, Britanya’nın en büyük yönetmenlerinden Michael Powell’ın kariyerini bitirdi. Vizyona girdiğinde nefret edilen film, erişimin artması ve Martin Scorsese’nin büyük katkısıyla bugün en çizgi dışı klasiklerden biri olarak anılıyor.

Mark utangaç, çekici, yumuşak huylu ve hatta sevimli bir katildir. Bir film stüdyosunda focus puller olarak çalışan Mark, kameranın tripod ayağına bağlı bir çiviyle kurbanlarını öldürür. Bu hastalıklı cinayetler dizisi onu ve seyirciyi kaçınılmaz bir sona doğru sürükler.

Peeping Tom; seyirci olarak rolümüzü açığa çıkaran, her anı mükemmel tasarlanmış bir iş. Michael Powell sık sık ışıkları yüzümüze vurarak bakmaya duyulan hastalıklı dürtüyü vurguluyor. Bununla birlikte karakter, yönetmen ve seyirciyi imleyen bakış açıları sürekli değişerek algımızla oynuyor. Film hakkında filmler arasında da ayrıksı bir yere oturan Peeping Tom, sınırlar üzerine zor ve rahatsız edici sorular üretiyor.

Yukarıda adı geçen Laura Mulvey‘in film üzerine makalesi oldukça ufuk açıcı. Mulvey filmin yalnızca seyirci değil aynı zamanda kültürel kodları rahatsız etmek adına tasarlandığını belirtiyor.

Filmi tekrar dağıtıma sokarak üne kavuşmasını sağlayan en önemli isimlerden Martin Scorsese ise, Peeping Tom‘da film yapmanın delilikle olan yakınlığından bahsediyor.

Röntgencilik Temalı 5 Film benzeri film listeleri ve eleştiriler için sinema içeriklerimize göz atabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.