2013 Akademi Ödülleri’nde En İyi Orjinal Senaryo ödülünü kazanan, Spike Jonze’nin yönetmenliğini üstlendiği Her, oldukça özgün ve hassas bir anlatıya sahip.

Film, başkaları için kişisel mektuplar kaleme alan yalnız bir adam Theodore Twombly’nin kadın sesiyle kişileştirilmiş yapay zekalı bir sanal asistanla yaşadığı aşkı konu alıyor. Spike Jonze reklam estetiğinden gelen bakışıyla yakın gelecek tasvirini titizlikle kuruyor. Filmin çok katmanlı yapısında sorular birbirinin içine geçiyor. Teknolojinin getirdiği yalnızlık, gelişme ve ilerleme illüzyonu, varoluşumuzun kırılganlığı… Jonze bu soruları didiklerken hem karakterine hem hayatta olmaya karşı güçlü bir şefkat barındırıyor.

ÖZE SIZMAK

Her günlük hayatın hengamesinde yakalamanın gitgide zorlaştığı, öze kapı aralayan küçük anlardan alıyor gücünü. Varolmanın hazzından bahsederken saçta gezinen rüzgar, buruk hatırlanan anılarla ağırlaşan toz parçacıkları ve tepedeki ağaçlar… Film; yaşamı donduran, insanları akışın içinde yakalayan, sadece sinemanın araçlarıyla yaratılabilecek bir duyarlılıkla aktarıyor dünyayı. Bu duyarlılık, teknolojinin kesinliğini ve soğukluğunu aşan duygularımızın muğlak doğasına dair derin bir kavrayış da sunuyor.

Kurduğu anlatıda hem fiziki varlığımızı hem de soyut alanları buram buram hissettirmesi Her‘in alametifarikalarından biri. Theodore’un sanal asistanı Samantha’ya beslediği hislerle keskin bir soru yükseliyor. Bir şeye duyduğumuz sevginin üstünlüğü o şeyin somutluğuna bağlanabilir mi?

Her

KOPUŞ

İşletim sistemi kurulum sırasında Theodore’a annesiyle ilişkisini nasıl tanımladığını soruyor. Cevapta yaratılan huzursuzluk Theodore’un hayatındaki derin boşluğu ilk andan kodluyor. Anne bedeninden kopuşla birlikte dünyayla baş başa kalmanın dehşeti vücut buluyor. Boşanma arifesinde olduğu karısıyla yaşadığı güzel anlar hala kafasını meşgul etse de o his artık hayli uzakta. Nitekim Jonze de Theodore’un karısıyla arasında geçenlere hiç değinmiyor; çünkü orayla ilgilenmiyor.

Interstellar ve Dunkirk‘ten tanıdığımız Hoyte van Hoytema‘nın görüntü yönetimi karakterin ve atmosferin kurulumunda baş faktörlerden biri. Renk paletini saran kırmızı, popüler kültürdeki yaygın çağrışımını ve karakterin yarı-kadın olma halini vurguluyor. Günlük hayatın içinden çekip çıkardığı anlarla, anlatı kelimelerin bayağılığını aşmayı başarıyor.

ÇEKİNCELER YUMAĞI

Her, yalnızlık üzerine çekilmiş en iyi filmlerden biri. Theodore hayata atılmak istese de çekingenliği harekete geçmesini imkansızlaştıracak kadar büyük. Stefan Zweig bir kitabında Dostoyevski için onun “insanlığa olan inancını kaybetmemek adına insanlardan uzak durduğunu” yazmıştı. Theodore da hayal kırıklıklarıyla kendi kabuğuna çekilmiş biri. Keza video oyunundaki sevimli karakter, onun kişiliğinin derinliklerinde gizlenen “erkek” tanımının esprili bir dışavurumu olarak okunabilir.

Sonuç olarak Her; aşka, varoluşa, zamana ve ölüme karşı derin sorular üreten, oldukça özgün bir iş. Yarattığı yapay zekayla insan bedeninin sınırlarına, zihnin duvarlarına işaret eden, öte yandan sırılsıklam insan olmaya duyulan özlemi belirgin kılan güçlü bir deneyim.

“We are only here briefly. And while we’re here, I want to allow myself joy.”

Diğer sinema içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.