Apocalypse Now: Beyaz Adamın Çamuru

Francis Ford Coppola’nın yönettiği Apocalypse Now (1979), yapım sürecinden provokatif tercihlerine sinema tarihinin en tartışmalı filmlerinden biri.

Sinemanın geçmişinde yapım süreci kendisi kadar sansasyon yaratmış film sayısı çok değil. Bu yüzden Apocalypse Now‘un muğlak atmosferine sızabilmek için filmin şaşaasını katlayan felaketler zincirine bakmak oldukça elzem.

KIYAMET NE ZAMAN?

Film, yıllarca sinemaya uyarlaması imkansız görülen Hearts of Darkness kitabından ilham alıyor. Orson Welles’in yıllar önceki girişimi yüksek maliyet dolayısıyla rafa kalkıyor. Filmin başlarda Vietnam Savaşı esnasında çekilmesi planlanıyor. Ancak güvenlik sorunları ve politik atmosfer buna engel oluyor. Coppola, Baba serisiyle gelen devasa ünü ve parasını seferber ediyor, gitgide şişen bütçe karşısında evini ve arabasını dahi işin içine sokuyor. Başrol oyuncusu Harvey Keitel birkaç haftanın sonunda kovuluyor. Kiralanan helikopterler konusunda Filipinler hükümetiyle yaşanan krizler, Marlon Brando’nun umursamaz tavırları, devasa bir tayfunun seti tamamen yıkması…

Karşımızda delirmenin eşiğine gelen bir film ekibi var. Basında “Kıyamet Ne Zaman?” minvalinde başlıklar baskıyı arttırıyor. Başrol oyuncusunun kalp krizi geçirmesi, Coppola’nın final sahnesinde tıkanması gibi sayısız öykü ekleniyor. Kısacası Kıyamet‘in karakterlerine ve anlatısına sinen delilik oldukça yakından geliyor. Coppola; nefes alan, felaketlerle bezeli bu süreci filmin biçimine ustaca yansıtarak tarifi güç bir kimya yakalıyor.

VİETNAM’IN KENDİSİ

Filmde Amerikan Deniz Kuvvetleri suikastçısı Captain Willard, Vietnam Savaşı sırasında Kamboçya’da özel milis kuvvetlerini komuta eden Albay Walter Kurtz’u öldürmekle görevlendiriliyor. Orduyla bağını koparan, yerel kabileler arasında kendini tanrı ilan eden Kurtz’un imhası adına çıkılan bu yolculuk, bizi sadece savaşın amaçsız yıkımına değil batı medeniyetinin kanlı geçmişine de götürüyor.

Apocalypse Now, savaşa dair büyük sözler söylemek yerine vahşeti, deliliği ve pişkinliği gösteren bir deneyim filmi. Yine yapım sürecinin etkisi Coppola’nın sözlerinde aydınlanıyor: “Çok fazla paraya ve ekipmana sahiptik, ve yavaş yavaş delirdik. … Benim filmim Vietnam ile ilgili değil, Vietnam’ın kendisi.”  Werner Herzog’un Aguirre, Tanrının Gazabı (1972) filminden ilham alan Coppola, epiğin ve dinginliğin keskin uçlarında gezinen eşsiz bir anlatı kuruyor.

     

BULANIK SULAR

Film, The Doors’un The End şarkısıyla açılıyor. Bombalanan ağaç görüntülerinin üzerine binen Willard’ın yüzü yazgılı olduğu cehennemi vurguluyor. Willard ormanda şahit olduğu metot dışı uygulamalar karşısında dehşete düşerken Kurtz ile saplantılı bir bağ kuruyor. Onu usul usul anlatırken duyduğu hayranlık ve merak, bu yarı tanrının gizemini güçlendiriyor. Canavarı öldürmek adına çıkılan yolculukta karşılaşılan vahşet, iyi ve kötü arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Dumanlar tekneyi ve karakterlerin iç dünyasını ele geçiriyor.

     

Karakterleri deliliğin sınırına çeken soru basit: Biz burada ne arıyoruz? Aynı Kurtz gibi hiçliğin ortasında kendini tanrı ilan eden kaçık bir ülkenin bu soruya bir cevabı olmadığı anlaşıyor. Film, çamura saplanmış birbirleriyle kavga eden bir avuç budalayı uzunca izleyerek tavrını ortaya koyuyor. Willard’ın ağzından düşmeyen “Burada yetkili kim?” serzenişleri yine çok şey söylüyor.

ŞOV DEVAM ETMELİ

Apocalypse Now, bir karakterin -ve ulusun- savaşın yıkımıyla kendi iç dünyasına yaptığı karanlık yolculuk olarak görülebilir. Coppola ayrıca Amerikalıların gittikleri her yere eğlence taşıma saplantısını mizahi bir dille aktarıyor. Patlayan bombalar arasında sörf yapmaya zorlanan askerler, Wagner eşliğinde öldürmeye hazırlanan helikopterler, Playboy kızları… Coppola kendisini de şova dahil ediyor. “Kameraya bakma. Televizyon için bu, koşmaya devam et! Savaşıyormuş gibi yap.” 

     

Beyaz adam vahşi bölgeye medeniyeti götürürken eğlenmeyi ihmal etmiyor. Gerçekliğin ağırlığını alan uyuşturucular ve Rock’n Roll yardıma yetişiyor. Amerika kendi tarihiyle yüzleşmesini bile devasa bir şova dönüştürüyor.

TANRICILIK OYUNU

Son bölümde Willard’ın teknesi verilen ağır kayıplara rağmen Kurtz’un krallığına ulaşıyor. Tıpkı ulusu gibi ölümcül bir hastalıkla boğuşan Kurtz zaten ölümü için Willard’ı bekliyor. Yerlilerin ritüelleri ve The End‘in tekinsizliğiyle yoğunlaşan sahnede Willard, albayı öldürüyor. Böylece yeni tanrı, Kurtz’ün notlarını yanına alarak eve doğru yola çıkıyor.

     

Sonuç olarak Apocalypse Now, batının meşru kıldığı vahşeti ve tahakkümü aktarırken savaşın kozmik absürtlüğünü iliklere kadar hissettiriyor. Vittorio Stararo’nun olağanüstü sinematografisi, Walter Murch’ün hipnotize edici kurgusu ve senarist John Milius’un muazzam katkısı… Tüm bu faktörler birleştiğinde Kıyamet, sinemanın temel taşları arasında hala biricik yerini sapasağlam koruyor.

Diğer sinema içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir