Bob Dylan’ın Protesto Şarkıları

Bob Dylan’ın protesto şarkıları seçkimizde, usta müzisyenin özellikle kariyerinin başında yazdığı ve büyük yankı uyandıran eserlerine yakından baktık.

1960’ların başıyla birlikte hızla ün kazanan Bob Dylan’ın yükselişi ve çektiği ilgi, kuşkusuz yazdığı protesto şarkılarıyla ilintiliydi. Soğuk savaş paranoyası, insan hakları ve ırkçılık mücadelesi, savaş karşıtlığı gibi konuları alaylı ve keskin bir dille ele alan bu şarkılar Dylan’ın politik konumu üzerine büyük tartışmalara yol açtı. Bob Dylan ise politika ile ilgilenmediği defalarca belirterek, yazdığı şarkıları sadece içinde bulunduğu durumu aktarmak olarak tanımladı. Bu yaklaşımı, dönemin yoğun atmosferinde doğal olarak herkesi memnun etmedi. Bazıları ise öldürülmekten korktuğu için yazdığı şarkıların arkasında durmadığını düşünecek kadar ileri gitti. Dylan, Martin Scorsese’nin çektiği No Direction Home: Bob Dylan (2005) belgeselinde, bir takım grupların kendisini o zamanlar solun sözcüsü ilan etmek istediğini ve bu tarz kalıplardan nefret ettiğini belirtiyor.

Sebebi ne olursa olsun Bob Dylan’ın “protesto” şarkıları günümüzde dahi ileriye ışık tutmaya, statükoyu tehdit etmeye ve nereye evrileceğini kestiremediğimiz politik atmosfer üzerine önemli kavrayışlar vadetmeye devam ediyor. 60 yıla uzanan bir kariyeri düşündüğümüzde, yazının kapsamı elbette belirli şarkılarla sınırlı olacak.

Bob-Dylan-Protest-Songs

Yaklaşmakta Olan

Dylan’ın en iyi şarkıları arasında gösterilen A Hard Rain’s A-Gonna Fall, dönemin nükleer savaş korkusunu ustaca aktarmasının yanında, Dylan şarkının soyut kısımları ile yaklaşmakta olan bir çeşit sonu tasvir ediyor. Talkin’ World War III Blues‘da gördüğü bir rüya üzerinden nükleer korku ve paranoyayla dalga geçiyor. Blowing in The Wind, cevabı bariz ve oldukça basit soruları üzerimize boca ediyor.

Masters of War, yıkmak için inşa etmekten başka bir şey yapmayan savaş tanrılarına sesleniyor. Ve soruyor: “Paranız, bağışlanmanıza yetecek kadar iyi mi?”. Bob Dylan, The Times They Are A-Changin‘de ise kaçınılmaz değişimi haykırıyor ve anlamadığı şeyleri eleştirmekte direten bir toplumu uyarıyor.

Yalnız Ölümler

14 yaşındaki bir siyahi gencin öldürülüşünü konu alan The Ballad of Emmett Till, Dylan’ın en duygusal parçalarından biri. Dylan’ın 1955’te Mississippi’de beyaz bir kadına ıslık çaldığı iddiasıyla dövülen ve sonrasında vurularak öldürülen genç için yazdığı sözler, Amerikan tarihinin her dönemine sinmiş ırkçılık üzerine bir hatırlatma. Emmet Till’i öldüren iki kardeş şarkıda suçlarını itiraf etse de, çıktıkları mahkemede jürideki kişiler onlara yardım edenlerden başkası değil…

The Lonesome Death of Hattie Carroll, Dylan’ın bir dergide okuduğu cinayeti konu alıyor. William Zanzinger isimli zengin bir adam, siyahi bir kadını öldürüyor. Dylan’ın, otel çalışanı Hattie Carroll’ın hayatı üzerine yazdığı sözler süregelen ırkçılığın ve sebepsiz şiddetin korkunç tarafını incelikle aktarıyor:

“Hattie Carroll mutfağın hizmetçisiydi. 51 yaşındaydı ve 10 tane çocuğu vardı. Bulaşıkları taşıdı ve çöpü attı. Ve masadakilerle konuşmadı bile. Ve William Zanzinger’a hiç bir şey yapmadı.” 6 dakikaya yaklaşan şarkı boyunca bu acımasız cinayete karşı güçlü kalmaya çalışan sözler, mahkemenin Zanzinger’a verdiği 6 aylık cezanın ardından, “Mendili yüzünün derinliklerine göm, şimdi gözyaşı zamanı” diyerek terk ediyor dinleyiciyi…

Edebiyat içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir