Rembrandt Hayatı ve Önemli Eserleri

Rembrandt

Tam adıyla Rembrandt Harmenszoon van Rijn,  15 Temmuz 1606 tarihinde Hollanda’nın Leiden şehrinde dünyaya gelmiş, Avrupa ve Hollanda sanat tarihinin en önemli eserlerinde adı geçen bir ressamdır.  Bulunduğu döneme ve yaşadığı topraklara bakıldığında Hollanda’nın altın çağında yaşamını sürdürmesinin yanında, ülkesinin Avrupa’da tanıtılmasında oldukça önemli bir figür olmuştur. “Işığın ve gölgelerin ressamı” olarak da bilinen Rembrandt, Hollanda çevresinde birçok eser üretmenin yanında o yıllarda yaşamış olan genç ressamlara da örnek olmuştur.

Amsterdam’da ürettiği eserlerle şöhretine şöhret katan Rembrandt bu zenginliğin zirvesindeyken paranın da getirdiği güç ile havalı ve lüks bir hayat yaşamaya başladı. Bu havalı ve lüks hayat 1650’lerde Hollanda’da yaşanan ciddi ekonomik krizin kendisine ipotek ve haciz olarak dönmesine sebep oldu. 1956 yılında iflas ettikten sonra 4 eser çıkarmakla birlikte, kariyerinin de düşüş yaşadığı döneme girmiş oldu. 4 Ekim 1669 yılında 63 yaşında ölene kadar kendisinden çok söz ettiren Rembrandt, Westerkerk‘te bilinmeyen bir mezara gömülerek hayata gözlerini yumdu.

Rembrandt, eserleri ve sanatı çağımızda hala konuşulan, merak edilen ve incelenenen ressamlardan biri oldu. Gelin hep birlikte Rembrandt’ın en önemli eserlerini inceleyerek içinde barındırdığı anlamları ve okumayı birlikte gerçekleştirelim.

Europa’nın Kaçırılışı (Rembrandt – 1632)

Europanın-Kaçırılışı

1632 yılında tamamlanan Europa’nın Kaçırılışı eseri, içerisinde birçok mitolojik hikayeyi barındırmasıyla ön plana çıkıyor. 17. yüzyılda kutsal kitap ve mitoloji ressamlar için çalışılacak en prestijli alan olarak görülüyordu. Tarihi, dini ve mitolojik resimler sanatçılara duyulan ilgiyi artırmasının yanında üretim anlamında da toplumda talep doğmasına neden oluyordu. Europa’nın Kaçırılışı eserinde Rembrandt, Fenikeli prenses Europa’yı kaçırmak için boğa kılığına giren tanrılar tanrısı Zeus’u tasvir eder. Mitolojik evrende Zeus, Europa’yı Girit Adası’na kaçırarak hayatını kurtarır; ardından Europa Girit’in ilk kraliçesi olacaktır. Zeus Europa’ya duyduğu sevgi adına bugün Boğa Takımyıldızı “Taurus” olarak bilinen yıldızları bu mitolojik olayın anısına gökyüzüne yerleştirir.

Europa, Zeus ile birlikte suda ilerlerken dehşete düşmüş bir haldedir, geride bıraktığı insanlar ise panik ve endişe ile onları izlemektedir. Şiddetli duygu halleri dramatik bir ışık ile vurgulanmak istenmiştir. Kıyıda, kucağında örülmüş çiçekler bulunan kadın Ovidius’un hikayesinden gelir. Hikayenin başında genç kadın Zeus’un boynuzlarını süslemesi için çiçekleri boğaya sunar.

Europa aslen Fenikelidir ve Fenikeliler antik zamanlarda adı duyulan önemli denizcilerdendir. Ovidius’a göre Europa kıyıdan kaçırılmıştır. Rembrandt resimde tehditkar bir gökyüzünün altında, sisli bir arka planda çağdaş bir vinci ve denize açılmış gemileri içerecek biçimde yaşadığı kentin insanlarının denizcilik aktivitelerini vurgular. Bu sahne Rembrandt’ın uzun süre önemli bir liman kenti olan Amsterdam’da yaşadığı ve hafızasına kazındığı bir sahnedir. Ek olarak Avrupa kelimesi Europa’nın adından gelmektedir.

İbrahim’in Kurbanı – İshak’ın Kurban Edilişi (Rembrandt – 1635)

İbrahim'in Kurbanı (İshak'ın Kurban Edilişi)

Rembrandt, dingin ve durağan çalışmalarının yanında İbrahim’in Kurbanı gibi çarpıcı ve dramatik eserler de resimlemiştir. İbrahim’in oğlunu kurban etmesi için Tanrı’dan gelen kutsal emir, Eski Ahit hikayesinde de Tanrı’nın kendi oğlu İsa’yı kurban etmesinin ön belirimi olmuştur. Dünya tarihinde büyük ressamlara da ilham olan bu eser kalvinizm ve Tanrı’nın planlarına bağlılığın inancını gerektirmektedir.

Resimde Baba, çıplak ve korkmuş oğlunun gözlerini kapatmak için elini onun yüzüne koymaktadır. Parlak bir ışıkla aydınlatılmış İshak yakılacak odunların üzerinde çaresizce yatmaktadır. Meleğin sağ eli İbrahim’in güçlü bileğini kavramaktadır; Doğu’ya özgü bu bıçak toprağa düşerken halen İshak’ın boğazını işaret etmektedir. Kutsal Kitap anlatısına göre melek İbrahim’e fiziksel bir temasta bulunmamıştır. Eserin sol alanında gözüken kurbanlık hayvan, Tanrı’nın gönderdiği gerçek kurbanlıktır. Kutsal kitapta o an şöyle ifade edilir;

“İbrahim çevresine bakınca boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu boynuzlarından tutup getirdi.” (Yaratılış 22:13)

Gece Devriyesi (Rembrandt – 1642)

Gece Devriyesi

Frans Banning Cocq ve Willem van Ruytenburch Birliği, Hollanda’da güçlü ve zengin kasabalı erkeklerin oluşturduğu bir cemiyetti. İlk dönemlerde şehirde düzeni sağlamak adına kurulmuşlardı; zamanla çeşitli törensel işlevler yüklenmeye başladılar. Bu tür resimler geleneksel olarak subayların bir masanın etrafında ya da ayakta grup şeklinde betimlenirdi. Rembrandt, Gece Devriyesi resmini Amsterdam Arkebüsçüler Birliği için resmetmişti, nöbetçiler geniş bir kapıdan geçmek üzereyken resmedilmişlerdi.

Yüzbaşı Frans Banning Cocq, lider olduğunu gösteren bir hareket ile sol kolunu kaldırmış, adamlarına emir vermektedir. Kolunun gölgesi, ışığın aydınlattığı parlak sarı üniformalı Teğmen Willem van Ruytenburch’un üzerine düşmektedir. Teğmen, geniş bir mızrak ucu monte edilen bir silah taşımaktadır. Cocq’un tuniğinin üzerine düşen baş ve işaret parmakları izleyicilerin dikkatini Amsterdam armalı bir aslana çekmektedir. Bu esnada teğmenin arkasındaki adam silahını doldurmaktadır.

Işık oyunları bu resimde gerilim hissi yaratmaktadır. Sarı giysili kız, sahnedeki ışığı teğmen ile paylaşmaktadır. Milislerin yönünde dikey bir çizgi üzerinde sağ tarafa doğru yürümektedir, kemerinde bulunan ölü bir tavuk dikkat çekmektedir.

Savurgan Oğlun Dönüşü (Rembrandt – 1669)

Savurgan Oğlun Dönüşü

Rembrandt, çalışmalarının çoğunda sahne ne kadar duygu yüklü olursa olsun teatral tavırlardan ve jestlerden kaçınmaktadır. Bu sebeple sahneyi çelişik ve uzlaşmaz görünen bir görkem ve dürüstlükle doldurur. Tablo, Kutsal Kitap ve Hristiyanlık’ta sık rastlanan bir hikayeye dayanır. Hikaye, Tanrı’nın gerçek tövbekarlara bahşettiği ödüldür. Savurgan Oğlun Dönüşü, Rembrant’ın Kutsal Kitap konulu son eserlerinden birisi olmasının yanında, bazıları bu eserin sanatçının en son ve bitmemiş eserlerinden biri olduğunu iddia eder.

Tablonun hikayesi şöyledir;

Bir babanın iki oğlundan daha genç olanı mirastan payına düşeni ister ve evden ayrılır, ahlaksız bir yaşam sürerek servetini israf eder. Beş parasız ve pişmanlık içerisinde eve dönen genç eve kabul edilir. Oğlu Babasına: “Tanrı’ya ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim” der. (Luka 15:20-21). Buna rağmen genç evlada evdeki en iyi imkanlar sunulur, olayın ardından baba büyük oğlunun kıskançlığını ve öfkesini yatıştırmak zorunda kalır.

Bağışlayıcı baba, önünde diz çökmüş oğluna merhamet eder, savurgan oğul gözlerini kapatmış ve kafasını kazıtmış bir biçimde tasvir edilir. Bu davranışlar pişmanlığın işaretleridir. Genç adamın üzerindeki eski giysiler ve yıpranmış ayakkabılarla Rembrandt, onun sefaletine vurgu yapar. Büyük ağabeyin yüzü de aydınlatılmıştır. Babası gibi kırmızı giysiler içindedir ve hareketsiz, donuk, sert bir şekilde bakmaktadır.

Arka planda bulunan hizmetkarların gölgeler içerisindeki maske gibi yüzleri, bu tuvali başka bir sanatçının bitirmiş olabileceğine ilişkin dedikoduları da beraberinde getirmektedir.

Rembrandt’ın hayat hikayesini ve önemli eserlerini derlediğimiz bu yazımızda resim okumalarından faydalandığımız kaynaklar:

1 – Rembrandt’ın Hayatı

2 – Resim Nasıl Okunur 

Arkeoloji ve mitoloji içeriklerimiz için Gezi Kültür sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.