Truva Savaşı’nın Nedeni: Ortalığı Karıştıran Bir Elma

Günümüzde klasik mitolojinin bilinen en ünlü olayları arasında yer alan Truva Savaşı’nın nedeni üzerine kısa bir yazı hazırladık.

Günümüzde Mitoloji

Mitoloji, izlerini yaşamımızın her alanında sürdürmektedir. Kullandığımız ayların isimleri, cinsel duyguları uyaran afrodizyak teriminin aşk tanrısı Afrodit ile ilişkisi, olağanüstü korkuyu ifade eden ‘‘panik’’ sözcüğünün çoban tanrısı Pan tarafından atılan kulakları sağır eden bir çığlıktan gelmesi, ünlü spor giyim ‘‘Nike’’ markasının adını Yunan mitolojisinde geçen zafer tanrısından alması, fobi sözcüğünün kökeninin Ares’in oğlu Phobos’un savaş sırasında çevresine korku salmasından gelmesi mitolojinin günümüzde kullanımına verilebilecek bazı örnekleri oluşturmaktadır.

Mitolojik Tanrılar

Sıralanan örneklerin dışında psikanalizin kurucusu Avusturyalı nörolog Sigmund Freud tarafından klasik mitolojiden yararlanılarak oluşturulan Oedipus kompleksi bilenen en ünlü kavramlardan birisidir. Bir kahin Oedipus’un babasını öldürüp annesiyle evleneceğini söylemişti ve Freud kendi cinsinden olan ebeveyne duyulan kıskançlık ile karşı cinsteki ebeveyne beslenen sevginin bütün çocuklarda görüldüğüne inanmaktaydı.

Günümüzde mitolojinin kullanımı ile ilgili daha detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

TRUVA SAVAŞI’NIN NEDENİ

Truva Savaşı Akalar (çeşitli Yunan klanlarının ordularına verilen ortak isim) ve Truvalılar arasında on yıllık bir çatışmayı kapsamaktadır. On yıllık kanlı ve yıkıcı bir savaş… Sayısız trajedilere yol açan ve tanrıları birbirine düşüren amansız bir mücadele… Peki bu savaşın nedeni neydi?

Truva Savaşı’nın nedeni birçok olayın domino etkisi şeklinde birbirini tetiklemesi sonucu ortaya çıkmıştır. Her şey ölümlü bir kral Peleus ve deniz tanrıçası Thetis arasında gerçekleşen görkemli bir düğün ile başladı. Bu düğüne neredeyse tüm tanrı ve tanrıçalar davet edildi. Fitne ve fesat tanrıçası Eris düğüne davetli değildi. Baş tanrı Zeus oğlu Hermes’e, Eris kapıya gelirse içeri almamasını emretmişti. İçeri girilmesi engellenen Eris kalabalığa üzerinde ‘‘en güzele’’ yazılı olan altın bir elma fırlattı. Eris tarafından atılan bu elma birçok anlaşmazlığı da beraberinde getirdi.

Afrodit, Hera ve Athena atılan elmanın kendilerine ait olduğunu iddia etti ve bu elma üçlü arasında bir anlaşmazlığa yol açtı. Diğer tanrılar bu olaya karışmak istemediler çünkü birisini seçerlerse diğer ikisinin öç almasından çekiniyorlardı. Bu sebeple Zeus, oğlu Hermes’e olayın çözülebilmesi için üç tanrıçayı genç prens Paris’e götürmesini emretti. Seçimi Paris yapacaktı. Üç tanrı da Paris’e farklı vaatlerde bulundu. Fakat Paris kendisine dünyanın en güzel kadınını vermeyi teklif eden Afrodit’i seçti; dünyanın en güzel kadını olarak bahsedilen kişi Truvalı Helen’di.

Paris's choice

Helen’in birçok talibi vardı ve üvey babası Sparta Kralı Tyndareus, bu rekabetin Yunan prensleri arasında bir savaşa yol açmasından çekiniyordu. Bu nedenle Tyndareus, akıllı Odeysseus’un da tavsiyesiyle Helen’in taliplerine eş olarak kim seçilirse seçilsin onu destekleyeceklerine dair yemin ettirdi. Talipler arası kura çekildi ve kazanan Menelaus oldu. Menalaus daha sonra Tyndareus’un ölümüyle birlikte Sparta kralı oldu.

PARİS VADEDİLENİ İSTİYOR

Helen, Sparta Kralı Menelaus ile evliydi ama Paris Afrodit’in vadettiği ödülü almakta ısrarcıydı.  Paris uyarılara rağmen Sparta’ya gitti. Menelaus tarafından misafirperverlik içerisinde karşılandı. Paris’in bu ziyareti sırasında Menelaus bir cenaze için şehirden ayrıldı. Paris bu fırsattan yararlandı ve Helen’i de yanına alarak birlikte Truva’ya geri döndü. (Bazı söylencelere göre saraydaki hazineyi de soydu.)

Menelaus ile Odysseus Truva’ya giderek Helen’in geri verilmesini istediler. Kral Priamos Yunanlılar ile savaşmak istemiyordu fakat kralın çevresi Paris’in Afrodit tarafından bağışlanan Helen’in üzerindeki hakkını koruması için baskıda bulundu ve Kral Priamos Helen’in geri verilmesi isteğini reddetti. Böylece reddedilen bu istek Truva Savaşı’nın başlamasına neden oldu. Savaş Yunanlıların zaferiyle sonuçlandı. Truva Savaşı’nın bitiminden yedi yıl sonra Truvalı kahraman Aenas ve yanındakiler Roma kavminin temellerini atacağı İtalya’ya ulaştılar. (Romalılar atalarının Truvalı kahraman Aenas olduğuna inanıyorlardı.)

Günümüzde en çok bilinen bu mitolojik hikaye, ortaya atılan bir elma sonucu başlamıştır. Bir elma; on yıllık bir savaşa, yıkılan ve yok olan bir kente, binlerce ölüme ve Roma kavminin oluşumuna mitolojik açıdan önemli bir katkı sağlamıştır.

İnsanlık tarihi boyunca elma; din, mitoloji ve tarihsel birçok olayda karşımıza çıkmaktadır. Newton’un evinin bahçesinde otururken kafasına düşen elma ve Adem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan elma… Her ne kadar sembolik bir anlam taşısa bile belki de elmalar başımıza düşen ya da yediğimiz hem en iyi hem de en kötü şey olabilir…

Diğer yazılar için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir