Grafiti Sanatı: Renkli Dışavurumlar

Grafiti sanatı; duvar, kepenk, bina, elektrik trafosu, telefon kulübesi, tabela vb. mekanların üzerine çizilmiş, kazınmış veya püskürtülmüş yazı ve çizimlerdir.

İstanbul’un son dönemdeki kentsel gelişme süreci incelendiğinde 1980’lerde yaşanan hızlı değişimlerin yarattığı kırılma noktası bugünü yorumlayabilmek için önem taşımaktadır. İstanbul, başta iş imkanları olmak üzere eğitim, sağlık, yaşam koşulları açısından daha iyi bir gelecek arayan pek çok kişi için başlıca çekim noktası haline gelmiş, hızla artan nüfus kentin yerleşik alan sınırlarını kontrolsüz şekilde genişletmiştir. Sosyal, ekonomik, kültürel ve eğitim anlamında pek çok farklılık taşıyan bu yeni nüfus kent koşullarının yanı sıra kentin çeşitli sosyal ortamı içinde de kendini var etme çabasına girmiştir.

Bu çok çeşitli ortam içinde bireyler; kendileri ve mekanlar arasında bir bağ kurabilmek, mekana/topluma aidiyet duygusunu geliştirmek ve mekanın kimliğinin yeniden tanımlanması ve yaratılması adına birçok faaliyette bulunmuştur. Sanatsal üretim ve dışavurumları sadece çerçevesi tanımlı sanat etkinlikleri ile sınırlandırmak doğru değildir, düşüncelerini toplumla paylaşmak isteyen herkes kimi zaman gerilla taktikleri kullanarak bunu yapabilmektedir. Yaşam alanları içinde kişilerin kendilerini rahatça ifade edebilmeleri kimi zaman resim, heykel vb. faaliyetleri ile kimi zaman da grafiti çalışmaları ile gerçekleştirilmiştir. Açık kamusal alanlar ise bu etkinliklere ortam sağlamıştır.

Beyoğlu, İstanbul

Sanat dalları tarafından kullanılan klasik formlar ile karşılaştırıldığında grafiti kentlerin ve sokakların gerçek sanatı olarak algılanmaktadır. Bunun nedeni yaratılan görseller ve mesajların onu yapanların fikirlerini dolaysız yansıtmasıdır. Diğer yandan, bu alternatif duruş ve ifadeler son yıllarda özellikle müzik piyasası için ilgi çekici bir hal almış, hip hop kültürünün tüm dünyada popülerleşmesi ile grafiti ve sokak sanatı da etkinliklerde ve medyada yerini alarak ticarileşmeye başlamıştır.

Medyanın artan ilgisi grafitinin yaygınlaşmasına yardım ederken, marjinal bir ifade olmaktan çıkıp toplum genelinde kabul görmesini sağlamıştır. Yine de kentin duvarlarına yazı yazmak, görsel müdahalelerde bulunmak grafitinin kendine ait isyankar tavrını hala içinde barındırmaktadır.

Grafiti Sanatının Gelişimi

Grafiti kelimesi İtalyanca ‘’Kazımak’’ anlamına gelmektedir ve buradan türemiştir. Anlatılmak istenen durumu resmetme, tanımlama ya da dikkat çekme yöntemlerinden birisidir. Bugün algıladığımız şekliyle grafiti, 1940’larda Amerika’da çete üyelerinin kendi alanlarını belirlemek için duvarlara yaptığı işaretlemeler ve Berlin Duvarı üzerine yazılan politik işaretlerle başlamıştır. Grafitinin yaygınlaşması ve popülerleşmesi, 1960’ların sonlarında Amerika Birleşik Devletleri’nin hip-hop kültürünün doğuşu ile birlikte başlamıştır.

Berlin Duvarı Üzerindeki Grafiti Örnekleri

Ülkemizde politik çekişmelerin yoğun olarak yaşandığı 1960-1980 dönemleri arasında kentin duvarları politik sloganlar ve afişlerle doldurulmuştur. Geceleri afişleme ve duvarlara yazılar yazan farklı gruplar, birbiriyle ve polisle çatışmaları o dönemde gerilimi daha da arttırmıştır. 1980 darbesiyle tüm bu süreç sona ermiş fakat psikolojik etkileri tam anlamıyla toplum üzerinden kaldırılamamıştır.

İstanbul’daki ilk grafitiler 1980’lerin sonunda görülmeye başlanmıştır. Hip-Hop kültürünün uluslararası boyutta popüler hale gelmesini takip eder şekilde, grafiti kültürü ve imajları da ilgi görmeye başlamıştır.

2002 yılında bir GSM şirketi olan Aria, reklamında hip-hop müzik, grafiti ve break dans ögeleri kullanarak gençler üzerinde ve İstanbul’da grafiti kültürünün farkındalığını arttırmıştır. Bu reklamdan sonra birçok firma reklamlarında bu ögeleri gençler üzerinde etkili olduğu düşüncesiyle kullanmaya başlamıştır. Bu olaylar sonucunda grafiti faaliyetleri, Mazot Hip-hop ve Grafiti Shop adı altında 2003 yılında ticarileşerek ülkemizde bu alanda işletmelerin açılmasına öncü olmuştur.

Ünlü Grafiti Sanatçıları ve Grafiti Festivalleri

Grafiti denildiğinde akla ilk gelen isim şüphesiz Banksy takma adını kullanan grafiti sanatçısıdır. Gerçek kimliği bilinmemekte ve eserlerinde Banksy imzasını kullanmaktadır. İngiliz sanatçı çalışmalarında; savaş karşıtlığı, hayvan hakları ve kapitalizm gibi konulara eleştirel yaklaşmaktadır.

Banksy, Mobile Lovers

Forbes dergisi tarafından Türkiye’deki grafitinin babası olarak bilinen kişi Tunç ‘’Turbo’’ Dindaştır. Türkiye’deki Hip-hop ve grafiti kültürünün yayılmasında önemli rol oynamıştır. 1995 te Türkiye’nin ilk grafiti grubu Shot to Kill’i kurmuştur.

Sokakların kaydını tutmak adına 2000’li yıllardan sonra sokaklardaki grafitilerin resimleri çekilip Tunç ‘’Turbo’’ Dindaş tarafından ilk defa bir kitap haline getirilmiştir. Bu kitabın ismi Turkish Graffiti, Volume 1 ikincisi ise 2009 yılında çıkan Street Soul: Graffiti From Turkey şeklindedir.

Tunç ”Turbo” Dindaş’ın diğer çalışmalarına göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Tunç ‘’Turbo’’ Dindaş’ın Grafiti Çalışması

Grafiti ve sokak sanatı açısından bakıldığında İstanbul hızla gelişme göstermektedir. Sayısı giderek artan sokak sanatı festivalleri, meraklılarına çizim yapma süreci ve deneyimini gerçekten yaşatırken sanatçılara da kendi işlerini uygulama fırsatı vermektedir. Yabancı sanatçılar bu festivaller sayesinde farklı kentleri gezmekte ve bilgi-becerilerini diğer sanatçı ve meraklılarla paylaşabilmektedir.

İstanbul ile ilgili görüşlerini belirtilen sanatçılar grafiti ve sokak sanatı açısından İstanbul’un kendine özgü bir stili olmadığını belirmektedir fakat İstanbul’un içerdiği tarihi ve kültürel yapı sayesinde grafiti sanatı sürekli gelişim göstermektedir.

Dünya üzerinde her yıl farklı kentlerde birçok grafiti festivali düzenlenmektedir. Bazı ünlü grafiti festivalleri; Bristol’s Upfest, NuArt Norway, Montreal’s Mural, Asalto Zaragoza, Whywood Miami, Art Basel ve Arco Madrid şeklindedir. Örnek verilen bu festivaller dışında her yıl oldukça fazla sayıda grafiti festivali düzenlenmektedir.

Upfest, Bristol (İngiltere)
NuArt, Stavanger (Norveç)

Sonuç olarak grafiti sanatının evrimleşip bugünkü halini alması, hiphop kültürüne dayanmaktadır. Grafiti eskiden alt kültürün kendini ifade ediliş biçimiyken günümüzde medyanın da etkisiyle popüler bir sanat dalı haline dönüşmüştür. Berlin duvarındaki ve Amerika’daki ilk grafitiler daha çok politik mesajlar verirken günümüzde bu görüş azalmıştır.

Diğer yazılarımız için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir