Orhan Pamuk’un Yeni Hayat Romanından 5 Alıntı

Mart ayında yayımlanması beklenen Veba Geceleri öncesinde, Orhan Pamuk’un 1994’te yayımlanan Yeni Hayat romanından 5 alıntı derledik.

Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk, yeni kitabı her zaman heyecanla beklenen isimlerin başında geliyor. Pamuk’un 1994 yılında yayımlanan romanı Yeni Hayat, edebiyatımızda “kitaplar üzerine kitaplar” kategorisinde oldukça özel bir yerde duruyor. Yazar, çoğu kitabında okuma eylemi üzerine düşünmeyi teşvik ettiği gibi, Yeni Hayat‘ın kurgusunu tamamen bu olgu üzerine biçimlendiriyor.

“Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” sözleriyle başlıyor roman. Okuduğu büyüleyici bir romanın cazibesine yenilen ve hayatını tamamen o kitabın içinde yaşamaya başlayan bir genci takip ediyoruz. Orhan Pamuk, kurmaca ve gerçek arasında gezdiği o yoğun atmosferde; nesnelerin, şiirin ve anların iç içe geçtiği sarsıcı bir yol anlatısı inşa ediyor. Yeni Hayat‘ın eşsiz üslubunun başarısı; şiddetin, hüznün ve gündelik olanın içine sıkışmış zamanı bulup çıkarmasında yatıyor.

Okumanın Farkı: Orhan Pamuk – Okumanın İmkansız Alegorileri kitabının yazarı Ahmet Sait Akçay’ın roman üzerine fikirleri, Yeni Hayat‘ın eşsiz deneyimi için yetkin bir kaynak oluşturuyor.

İşte Orhan Pamuk’un Yeni Hayat Romanından 5 Alıntı

orhan-pamuk-roman-alinti

* Alıntıların tamamı Yapı Kredi Yayınları’nın 10. baskısından alınmıştır.

syf. 39 – O garaj lokantasının ağır ağır kendi içine kapanan kederini sana anlatabilmek isterdim, melek, ama öyle yorgundum ki,…

syf. 105 – “Başkaları doğaya bakınca” dedi Dr. Narin, “orada kendi sınırlarını, yetersizliklerini, korkularını görürler. Sonra kendi zayıflıklarından korkup doğanın sınırsızlığı, büyüklüğü, derler buna.”

syf. 163 – Peki ötede bir yerde, onca yolculuktan sonra gördüğü yeni bir ülke yok muydu? Ötede bir yer varsa, yazının içindeydi bu, ama yazıda bulduğunu yazının dışında, hayatta aramanın boşuna olduğuna karar vermişti. Çünkü dünya da, en azından yazı kadar sınırsız, kusurlu ve eksikti.

orhan-pamuk-yeni-hayat-alinti

syf. 170 – “Her şeyin aslına, İlk Neden’ine, kökenine varmak istiyorsun değil mi?” dedi öte hayattan nice manzaralar seyredebilmiş hasmım. “Saf olana, bozulmamış olana, sahih şeye ulaşmak istiyorsun. Ama yok öyle bir başlangıç. Hepimizin taklidi olduğu bir asıl, bir anahtar, bir söz, bir köken aramak boşuna.”

syf. 182 – Kitaplar, bende bir konuşma dürtüsü uyandırıyorlarsa, daha çok kafamın içinde kendi aralarında yapıyorlardı bu işi. Bazan, o sıralarda üst üste okuduğum kitapların aralarında bir fısıltı tutturduklarını, kafamın içinin de böylece, her köşesinde bir müzik aletinin mırıldandığı bir orkestra çukuruna dönüştüğünü hisseder ve hayata kafamın içindeki bu müzik yüzünden katlandığımı fark ederdim.

Orhan Pamuk kitaplarından derlediğimiz diğer alıntı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Diğer edebiyat içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir