Milan Kundera’nın Romanlarından 5 Alıntı

Modern edebiyatın yaşayan en büyük ustalarından Çekya doğumlu Milan Kundera’nın romanlarından 5 heyecan verici alıntı derledik.

Kundera, 1968’deki Rus işgalinin ardından ülkesini terk ederek Fransa’ya göç etti. 1979 yılında yazdığı Gülüşün ve Unutuşun Kitabı‘nın yayınlanmasının ardından Çekoslovak vatandaşlığından çıkarıldı. Büyük çalkantılarla geçen politik hayatının yansımalarını eserlerinin çoğunda aktardı. Sosyalist rejime karşı keskin ve alaycı bir eleştirel tavır öne çıkıyor.

Kundera’nın romanlarının belirgin özelliklerinden diğeri ise yoğun bir karamsarlık havası ve iletişimsizlik. Aldatma, yalan, ihanet gibi kavramlar her zaman karakterleri çevreliyor. Hayata, devlete, dine karşı girişilen derin sorgulamaların ağırlığı hissediyoruz. Milan Kundera sık sık akışı bölerek ve özdeşleşmesi güç karakterler yaratarak anlatıya mesafeli yaklaşıyor. Aradaki mesafe ve yazarın sıkışmış zamanı aktarmadaki ustalığı hayatlarımıza dair geniş bir kavrayış sunuyor.

İşte Milan Kundera’nın Romanlarından 5 Alıntı

* Alıntıların tümünde Can Yayınları’ndan yararlanılmıştır.

Ölümsüzlük

S. 256 – Utancın temeli işlediğimiz hata değil, kendimiz seçmeden olduğumuz şey olmaktan duyduğumuz küçük düşme duygusu ve bu küçülmenin her yandan görülebildiğine dair o dayanılmaz duygudur.

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

S. 34 – Gelecek kimsenin umurunda olmayan, ilgisiz bir boşluktur, geçmiş ise yaşam doludur, kızdırır, baş kaldırtır, yaralar, o kadar ki, bu yüzden onu yok etmek ya da yeniden yaratmak isteriz.

Şaka

S. 180 – Yaşamımızla ilgili en küçük bir tümce bile, birbirimizden ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyordu.

milan-kundera-alinti

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

S. 124 – Amsterdam’daki eski kilisenin boş, büyük mekanı beklenmedik ve gizemli bir açılım sonucu kendi özgürlüğünün imgesi gibi görünmüştü gözüne.

Gülüşün ve Unutuşun Kitabı

S. 83 – Ve bir yerlerde, Akdeniz kıyısındaki bu küçük kentin sokaklarında Madam Raphael serserice dolaşmaktadır. Yalnızdır. Sanki uzaklardan havada yüzen bir ezgi parçası kulaklarına erişmiş ya da uzaklardan gelen bir hoş koku burnuna değmiş gibi birden başını kaldırıyor. Duruyor ve içinde başkaldıran boşluğun haykırışını ve doldurulma isteğini duyuyor.

Diğer edebiyat içeriklerimize buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir